|
|
|
Güç | Üstinsan | | |
| Tanrı Öldü | |||
|
|
BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT Zerdüşt
otuz yaşında yurdunu ve yurdunun göğünü bırakıp
dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının
tadını çıkardı ve on yıl bundan bıkmadı.
Ama en sonu gönlünde değişim oldu ve sabah tanla kalktı,
güneşin karşısına geçti ve ona şöyle dedi: "Ey
büyük yıldız ! Aydınlattıkların olmasaydı,
nice olurdu senin mutluluğun ! On yıldır mağaramın
üstüne yükselir durursun: ışığından ve
yolculuğundan bıkardın ben olmasaydın, kartalım
ve yılanım olmasaydı !" Zerdüşt
dağdan yalnız indi ve kimseyle karşılaşmadı.
Ama ormana girdiğinde kutlu kulübesinden ormanda kök aramaya çıkmış
yaşlı bir adam belirdi önünde. Ve şöyle dedi yaşlı
adam Zerdüşt'e. (...) "Gitme insanlara, ormanda kal !
Hayvanlara git daha iyi ! Neden benim gibi olmak istemiyorsun - ayılar
arasında ayı, kuşlar arasında kuş ?" (...) İnsan, hayvanla üstinsan arasına gerilmiş bir iptir, uçurum üstünde bir ip. (...) Ben, gönlü har vurup harman savuranı severim - ne teşekkür bekler, ne teşekkür eder: çünkü hep verir o ve kendini korumak istemez. Ben, zar kendine uygun düşünce utananı ve soranı severim: "Ben düzenci bir oyuncu muyum yoksa ?" - çünkü yok olmak ister o.Ben, işine başlamadan önce altın sözler saçanı ve hep sözverdiğinden fazla yapanı severim: çünkü batışını ister o. Ben, tanrısını yola getireni severim, çünkü tanrısını sever o; tanrının öfkesinden yok olması gerekir de. Ben, yaralanmada bile gönlü derin olanı ve küçücük bir şeyden yok olabileni severim: böyle geçer o köprüyü seve seve. Ben, gönlü dolup taşanı severim, öyle ki kendini unutur ve her şey onun içindedir; her şey onun batışı olur böylece. Ben, özgür ruhlu ve özgür yürekli olanı severim: böylece kafası, yüreğinin içi yalnız olur, ama yüreği batmaya zorlar onu. |
|
Türkiye'nin Tek Özgür Düşünce Portalı |
©1999 - 2003 nicelizm.com |